DOLAR 18,6388 -0.03%
EURO 19,5723 0.02%
ALTIN 1.061,130,24
BITCOIN 317001-1,24%
İzmir
11°

AZ BULUTLU

12:59

ÖĞLE'YE KALAN SÜRE

Üç günlük dünyanın öyküleri

Üç günlük dünyanın öyküleri

“Bekleme Salonu” ve “Beni Hikayeden Çıkart” isimli öykü kitapları ile tanıdığımız Ali Işık, içerisinde on bir yeni öykünün yer aldığı kitabı “Üç Günlük Dünyanın İkinci Günü” kitabını Pruva Yayınları etiketiyle okuyucu ile buluşturdu.

ABONE OL
Mayıs 16, 2022 13:56
Üç günlük dünyanın öyküleri
0

BEĞENDİM

ABONE OL

“Bekleme Salonu” ve “Beni Hikayeden Çıkart” isimli öykü kitapları ile tanıdığımız Ali Işık, yeni kitabı “Üç Günlük Dünyanın İkinci Günü” kitabını yayımladı. “Öykülerimde okur için, kendi yürüyebileceği bir alan bırakmayı önemsiyorum. Hatta bir yerden sonra okurla birlikte yürümek istiyorum” diyen yazarın yeni kitabı da öykü türünde okuyucusuyla buluşuyor. “Uzaklık Yaralar” kitabından sonra yazarın Pruva Yayınları’ndan çıkan ikinci öykü kitabı olma özelliği taşıyan kitap, içerisinde “Hızır mıydı O?”, “Pardon, Sahnedeymişiz”, “Nihayet!”, “Ses ve Siz”, “Dün Bugün Yarın”, “Aynada Kaçak Var”, “Âşıklar Kahvesi Boş Kaldı”, “Doğum Günü”, “Yusuf’u Kuyuda Unuttuk”, “Yarım Yazarlar Mezarlığı” olmak üzere on bir öyküye yer veriyor. REKLAM Işık, öykülerinde Hızır, hesap günü, gençlik, ölüm ve diğer dünya kavramlarını okuyucuya sunarak bu kavramları öykü kahramanları üzerinden yeniden tartışmaya açıyor. Yaş aldıkça içlerine düşen yıkımı, “Bir zamanlar olduğu gibi” beraberliğin esenliğiyle aşmanın ne derece mümkün olduğunu sorgulayan öykü kahramanları “Ne ara bu hâle geldik?” sorusuyla karakterleştiriliyor. Üçe bölündüğü farz edilen ömrün, ikinci evresinin serüvenlerinin anlatıldığı öykülerin tematik merkezi iç dünya olarak okuyucuya sunuluyor. Üç günlük dünyanın ikinci gününden öyküler sunan yazar, ne geriye bakmak için geç, ne de ileriyi görmek için erken olan bu günden hikayelerle okuru biraz olsun yaşadığı anın farkına varmaya itiyor.İlişkilerin, arkadaşlıkların, birlikteliklerin giderek farklılaştığı, âhenksizleştiği, tavsadığı ve yer yer kopmaya başladığı varsıl ve hüzünlü yalnızlıkların herkesi psikologlara düzenli ziyarete zorladığı vaktin öyküleri anlatılıyor Üç Günlük Dünyanın İkinci Günü’nde. Kitabın “Hızır mıydı O?” isimli ilk öyküsünde yaşamak ve var olmak ikilemleri arasında gezinen Musa, Hızır’ını bulurken; bir sonraki öyküde sahnede olduğunu fark etmeyen kimliği belirsiz bir ruh kendini öteki dünya köprüsünde ilerlerken buluyor. Vazgeçme çağındaki yoğun bakım hastası, edinme çağında olan Cansel Hemşire’nin sesinde hayat bulduğu hikayenin ardında bir başka öykünün kahramanı ancak babası vefat ettikten sonra yazdığı romanlarını okumaya karar veren bir oğul oluyor ve kahraman okudukça yazarla -babasıyla- olan bağını keşfediyor. REKLAM “Yetmiş yıllık sesler sustu. Ustaların ayağı kesilince nefes alamayacak duruma geldik. Âşıklar kahvesinden nicedir türküler yükselmiyor. Gönüller küçüldü.Duvarda asılı sazlar bize bakıyor. Ceset gibiyiz, hepimiz. İstisnasız. Hepimiz, dünyanın pençesine düşmek üzereyiz. Sesimizi duyan âşıklar, kahveye gelsin. Meydan sessiz kaldı. Burası dünya. Çok ıssısızlaştı. Herkesin bir sınırı var. Ahenk bozulmadan, ateş sönmeden, şiir tükenmeden, son tel kopmadan; bekliyoruz. Âşıklar Kahvesi boş kaldı.” İnsanları en nazik tabirlerle duvardakiler, kahvedekiler ve dışarıdakiler diye üçe ayıran öykülerin yer aldığı kitap, “Dünya biz yaşarken mi soldu böyle?” sorusunu okuyucuya yöneltiyor. Seslendiği tüm okuyucusunu Âşıklar Kahvesi’ni yeniden şenlendirmeye davet ediyor. REKLAM

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.


HIZLI YORUM YAP
300x250r
300x250r